Bugün özel bir davetten dönerken Kahramanmaraş Expo alanındaki Tarım ve Gıda Fuarı’na uğradık.
“Bir bakalım, şehrimiz adına ne yapılmış?” dedik.
Fuarı gezmekten çok, stand açan esnafı dinledik.
Bir dinledik, bin ah işittik.
Katılımcının yüzü gülmüyor. Vatandaş yok. Salonlar boş. Standlar birbirine sıkışmış. Buna karşılık, katılımcıların ödediği ücretlerin yüksek olduğu konuşuluyor.
Şimdi sormak gerekiyor:
Bu nasıl fuarcılık?
Kahramanmaraş gibi tarımı, sanayisi, gıdası ve güçlü üretim potansiyeli olan bir şehirde tarım ve gıda fuarı düzenliyorsunuz; sonra üreticiyi ve esnafı daracık alanlara sıkıştırıyorsunuz.
Ziyaretçi gelmiyor.
Tanıtım yetersiz.
Yerel basın sürece yeterince dahil edilmiyor.
Vatandaşın önemli bir bölümünün fuardan haberi bile yok.
Sonra adına “Tarım ve Gıda Fuarı” diyorsunuz.
Allah aşkına, fuar nerede?
Fuar alanında dikkatimi çeken olumlu çalışmalardan biri, Kahramanmaraş İl Tarım ve ilçe müdürlüklerinin standıydı.
Şehrimizin tarımsal ve yöresel değerleri güzel biçimde sergilenmişti.
Ancak güzel içerik, dar bir alana sıkıştırılmıştı.
İnsan ister istemez soruyor:
Kahramanmaraş’ın tarımsal zenginliği birkaç metrekareye nasıl sığdırıldı?
Bu şehir küçücük değil.
Üretimi de küçük değil, potansiyeli de.
O halde fuar anlayışımız neden bu kadar küçük?
Tarım ve gıda fuarı; üreticiyi tüketiciyle buluşturur, ticari bağlantılar kurar, şehre dışarıdan ziyaretçi getirir ve yerel ekonomiye hareket kazandırır.
Bugün gördüğümüz ise bunun tam tersiydi.
Boş koridorlar, ziyaretçi bekleyen standlar ve mutsuz katılımcılar…
Bazı esnafların söylediği şu cümle ise bütün tabloyu özetliyor:
“Biz buraya para verdik, ama bir tane vatandaş yok.”
İşte burada durmak gerekiyor.
Stand ücretleri ne kadar?
Hangi kriterlere göre belirlendi?
Katılımcılara ne vaat edildi?
Kaç ziyaretçi hedeflendi?
Tanıtım için ne yapıldı?
Yerel basın neden etkin biçimde sürece dahil edilmedi?
Bunların cevaplarını kamuoyu bilmek istiyor.
Çünkü mesele yalnızca bir fuarın başarılı olup olmaması değil.
Burada esnafın parası, üreticinin emeği ve Kahramanmaraş’ın itibarı var.
Salon kiralamak, stand kurmak ve kapıya “Fuar” yazmak organizasyon yapmak olabilir; ama fuarcılık değildir.
Fuarcılık; planlama, tanıtım, iletişim, ziyaretçi yönetimi ve ticari sonuç demektir.
Bunlar yoksa geriye yalnızca yan yana dizilmiş standlar kalır.
Kahramanmaraş’ın ihtiyacı da tam olarak bu değil.
Bu şehir, üreticisini heyecanlandıracak, esnafına kazandıracak, dışarıdan ziyaretçi çekecek ve şehrin marka değerini yükseltecek organizasyonları hak ediyor.
Bu organizasyon hangi firma tarafından yapıldı?
Hangi şartlarla gerçekleştirildi?
Katılımcılardan ne kadar ücret alındı?
Tanıtım için ne yapıldı?
Kaç ziyaretçi hedeflendi ve kaç kişi geldi?
Bunlar makul sorular.
Ve bu soruların sorulması kimseyi hedef göstermek değildir.
Kamuoyunun bilgi istemesidir.
Belediyelerimiz, valiliğimiz ve ilgili kurumlarımız da bu organizasyonları yalnızca gerçekleştirilmiş olması üzerinden değil, ortaya çıkan sonuç üzerinden değerlendirmeli.
Çünkü Kahramanmaraş’ın adı bir organizasyona verildiğinde, o organizasyonun niteliği aynı zamanda şehrin imajını da etkiler.
Kahramanmaraş; üreticisiyle, esnafıyla, sanayicisiyle, çiftçisiyle büyük bir şehir.
Bu nedenle artık “yaptık oldu” anlayışından vazgeçilmesi gerekiyor.
Bir organizasyon şehre değer katmayacaksa, katılımcısını memnun etmeyecekse, vatandaşı çekmeyecekse ve sonunda herkesin “Neden böyle oldu?” diye sormasına neden olacaksa, o organizasyonu yapmak için ısrar etmenin anlamı yok.
Yapacaksanız hakkıyla yapın.
Yapamayacaksanız yapmayın.
Ama Kahramanmaraş’ın adını, emeğini ve marka değerini vasat organizasyonların gölgesinde bırakmayın.
Çünkü bu şehir küçümsenecek kadar küçük değil.
Kahramanmaraş, çok daha iyisini hak ediyor.
Ebru Sema Akkurt