Bölge Müdürlüklerini Götürmek, Kahramanmaraş’ı Küçültmektir
Depremin Yarası Yetmedi, Şimdi De Kurumlarımız Mı Gidiyor?
Kahramanmaraş, yıllardır sandıkta verdiği güçlü destekle iktidarın en önemli kalelerinden biri olarak gösteriliyor. Seçim sonuçlarına bakıldığında, bu şehir her dönem yüksek oy oranlarıyla iktidar partisine sahip çıkmış, Türkiye siyasetinde önemli bir rol üstlenmiştir. Ancak bugün Kahramanmaraşlı vatandaşların aklında tek bir soru var: Bu şehrin karşılığı neden verilmiyor?
Depremin yaralarını sarmaya çalışan, yeniden ayağa kalkmak için mücadele eden Kahramanmaraş, ne yazık ki hak ettiği yatırımları almakta zorlanırken şimdi de elindeki bazı önemli kamu kurumlarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. PTT Bölge Müdürlüğü ve Karayolları Bölge Müdürlüğü’nün Gaziantep’e kaydırılacağı yönündeki iddialar şehirde büyük bir rahatsızlık oluşturuyor.
Bir şehir düşünün; seçimlerde yüzde 80’leri, yüzde 90’ları bulan destek oranlarıyla iktidara güç versin, ancak konu yatırım ve kamu hizmetleri olduğunda sürekli geri planda kalsın. Bu tabloyu gören vatandaşların sitem etmesi haksızlık mıdır?
Kahramanmaraş sadece nüfusuyla değil, sanayisiyle, üretimiyle, ihracatıyla ve bölgesel konumuyla da bölge müdürlüklerini hak eden bir şehirdir. Bölge müdürlükleri sadece tabeladan ibaret değildir. Bu kurumlar istihdam demektir, bürokratik güç demektir, ekonomik hareketlilik demektir, şehirde karar alma mekanizmalarının bulunması demektir.
Deprem sonrası toparlanmaya çalışan bir şehrin elinden bu tür kurumları almak, Kahramanmaraş’ın geleceğine vurulmuş yeni bir darbe olarak değerlendirilmektedir. Şehrin zaten kaybetmeye tahammülü yokken, katma değer üreten kamu kurumlarının başka illere taşınması kabul edilebilir bir durum değildir.
Bugün Kahramanmaraş’ın beklentisi ayrıcalık değil, hakkının teslim edilmesidir. Bu şehir bugüne kadar devletine ve milletine olan bağlılığını her fırsatta göstermiştir. Şimdi sıra, merkezi yönetimin Kahramanmaraş’a karşı sorumluluğunu yerine getirmesindedir.
Şehrin milletvekilleri, belediye başkanları, sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderleri bu konuda sessiz kalmamalıdır. Çünkü mesele sadece iki kurumun yeri değildir. Mesele, Kahramanmaraş’ın gelecekte bölgesel gücünü koruyup koruyamayacağı meselesidir.
Kahramanmaraş’ın hakkı olanı istemesi ne ayrıcalık talebidir ne de siyasi bir beklentidir. Bu, yıllardır ülkesine destek veren bir şehrin adalet talebidir.
Ve bugün vatandaş soruyor:
Kahramanmaraş gerçekten üvey evlat muamelesi mi görüyor?