
1980’li yıllarda ilçelerde yapılan bazı iş hanlarını hatırlayanlar söylerdi. O dönem yapılan iş merkezlerinde ortak lavabo, ortak WC ve ortak kullanım alanları bulunuyordu. Aradan geçen yıllarda bu yapıların büyük bölümü işlevini yitirdi, atıl hale geldi. Birçoğu gençlerin uğrak noktası olan, korku filmlerini andıran metruk yapılara dönüştü. o binaları yıkıp yerine daha uygar binalar yaptılar.
Aradan kırk yıl geçmesine rağmen görünen o ki! o zamanların anılarını yaşatmaya çalışanlar şimdi Kahramanmaraş’ı 40 yıl geriye götürüyor.
Peki bugün Kahramanmaraş’ta yapılan iş yerlerine baktığımızda ne görüyoruz?
Ne yazık ki geçmişten ders alınmadığını görüyoruz.
Deprem sonrası inşa edilen iş yerleri ve ofis projeleri üzerinden yaklaşık yedi ay geçmiş olmasına rağmen hâlâ eksikler giderilmeye çalışılıyor. Yapılan planlamaların önemli bir kısmında ciddi hatalar bulunduğu artık herkes tarafından konuşuluyor. Öyle ki yapılan iş, düzeltmeye çalışıldıkça daha fazla tartışma konusu oluyor.
Kahramanmaraş’ın merkezine yapılan birçok iş yerinde bağımsız WC ve lavabo bulunmuyor. Elektrik tesisatı, su tesisatı ve iç düzenlemeler tamamlanmadan hak sahiplerine teslim edilen ofisler var. Esnafa adeta boş bir kutu teslim edilerek “gerisini siz tamamlayın” deniliyor.
Peki depremzede esnaf bunu nasıl yapacak?
Bir taraftan hayatını yeniden kurmaya çalışan insanlar, diğer taraftan iş yerlerini kullanılır hale getirmek için yeniden para harcamak zorunda bırakılıyor. Hem iş yerinin bedelini ödeyecek, hem elektrik tesisatını yaptıracak, hem su tesisatını döşetecek, hem de tadilat masrafını karşılayacak.
Bu mudur depremzedenin desteklenmesi?
Üstelik iş yerlerinin büyüklükleri de ayrı bir tartışma konusu. Kahramanmaraş’ın alan sıkıntısı yok. Buna rağmen yıllardır 130, 150 hatta 200 metrekare iş yerlerinde faaliyet gösteren insanlar bugün 40-50 metrekarelik dükkânlara ve küçücük ofislere mahkûm edilmeye çalışılıyor.
Bir başka yanlış da konut projelerinde karşımıza çıkıyor.
Kahramanmaraş’ın aile yapısı, kültürü ve yaşam alışkanlıkları dikkate alınmadan hazırlanan projeler vatandaşları her geçen gün yeni sorunlarla karşı karşıya bırakıyor. Dar balkonlar, küçük yaşam alanları, sürekli arıza veren elektrik ve su tesisatları, gider problemleri ve bitmeyen tadilatlar depremzedelerin günlük hayatının parçası haline geldi.
Vatandaş artık evine yeniden tadilat yaptırmaktan yoruldu.
İnsanlar üç yıl önce yaşadıkları büyük felaketin yaralarını sarmaya çalışırken şimdi de eksik yapılan projelerin yükünü omuzlarında taşımak zorunda bırakılıyor.
Elbette devletimizin deprem bölgesinde yaptığı yatırımları ve harcadığı kaynakları inkâr etmek mümkün değildir. Ancak yapılan işlerin eleştirilmesi de vatandaşın en doğal hakkıdır. Çünkü mesele sadece bina yapmak değildir. Mesele insanın yaşayabileceği, nefes alabileceği, kültürüne uygun şehirler inşa etmektir.
Ne yazık ki Kahramanmaraş’ın kültürünü, aile yapısını, ticaret hayatını ve yaşam alışkanlıklarını yeterince tanımayan kişiler tarafından hazırlanan bazı projeler bugün şehirde ciddi rahatsızlık oluşturmaktadır.
Masa başında çizilen projeler sahada yaşayan insanların ihtiyaçlarını karşılamadığında ortaya çıkan sonuç budur.
Bugün Kahramanmaraşlı esnafın ve vatandaşın ortak sorusu şudur:
Bizim görüşümüz neden alınmadı?
Bu şehrin insanı neden dinlenmedi?
Bu şehrin kültürü neden dikkate alınmadı?
Kahramanmaraş büyük bir şehirdir. Üreten, çalışan, ticaret yapan, sanayisiyle ülkeye katkı sağlayan bir şehirdir. Bu şehre vizyonsuzluk değil vizyon, daraltılmış yaşam alanları değil ferah projeler, günü kurtaran planlar değil geleceği inşa eden yatırımlar gerekir.
Bugün yaşananların sorumluluğu karar vericilerindir.
Ve unutulmamalıdır ki şehirler betonla değil, insanı merkeze alan akılla inşa edilir.
Ebru Sema Akkurt
Köşe Yazarı
www.maraskenthaber.com