
6 Şubat depreminin üzerinden aylar, hatta yıllar geçti. Ancak Kahramanmaraş için asıl sarsıntı hâlâ bitmiş değil. Beton yıkıntıları kalktı belki ama ekonomik, sosyal ve psikolojik yıkım yerli yerinde duruyor. Bugün şehirde dolaşan herkes şunu net görüyor: Kahramanmaraş henüz toparlanamadı.
Çarşılar eski hareketliliğini kaybetti.
Esnaf ayakta kalma mücadelesi veriyor.
Gençler umutsuz.
Kiralar uçmuş, iş hacmi daralmış, yatırımlar durmuş durumda.
Buna rağmen ne konuşuyoruz?
Tabela tartışmaları, koltuk kavgaları, oda seçimleri, protokol polemikleri…
Oysa bugün bu şehrin konuşması gereken tek bir şey var:
Nasıl ayağa kalkacağız?
Deprem sonrası Kahramanmaraş’ta üç temel mesele vardı:
Ancak bugün bu başlıklar arka plana itildi. Yerine; kim hangi odayı alacak, kim kimin önünü kesecek, kim hangi fotoğrafa girecek gibi sığ gündemler oturdu.
Şehir hâlâ:
Bir de işin altyapı boyutu var ki, durum içler acısı. Kahramanmaraş bugün adeta bir şantiye şehri. Hangi mahalleye girseniz kazılmış yollar, yarım bırakılmış çukurlar, çamur deryasına dönmüş sokaklar var.
Vatandaş arabasıyla ilerleyemiyor, esnaf dükkanına müşteri giremiyor, ambulans bile bazı sokaklara zor giriyor. Bir gün kazılan yol, aylarca kapatılmıyor. Aynı sokak defalarca kazılıyor ama kimse arkasına bakıp “Biz bu işi neden böyle yapıyoruz?” diye sormuyor.
Bu plansızlık sadece zaman kaybettirmiyor;
ekonomiyi, güvenliği ve şehir estetiğini de yok ediyor.
Bu şehir artık günü kurtaran projelerle, geçici çözümlerle ayağa kalkamaz. Kahramanmaraş’ın ihtiyacı olan şey:
Bunu ne tek bir belediye, ne tek bir milletvekili, ne de tek bir kurum yapabilir. Bu ancak ortak akıl, şeffaf yönetim ve güçlü koordinasyonla olur.
Kahramanmaraş sıradan bir şehir değildir.
Üreten, ihracat yapan, markaları olan bir kenttir.
Ama bugün potansiyelinin çok altında bir noktada tutuluyor.
Artık herkesin kendine şu soruyu sorması gerekiyor:
“Ben bu şehrin ayağa kalkması için ne yapıyorum?”
Çünkü Kahramanmaraş’ın kaybedecek bir günü bile yok.
Ya doğru öncelikleri belirleyip birlikte ayağa kalkacağız,
ya da bu belirsizlik içinde yavaş yavaş eriyeceğiz.
En büyük sorunlardan biri ise altyapı. Şehir adeta kazılmış bir haritaya dönmüş durumda. Yollar çukurlarla dolu, sokaklar çamur içinde, birçok mahallede ulaşım neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda. Plansız kazılar, aylarca kapatılmayan yollar hem vatandaşı hem de esnafı bezdirmiş durumda.
Bu tablo sadece bir görüntü kirliliği değil; ticareti, güvenliği ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bir krizdir.
HABER/KÖŞEYAZARI EBRU S. AKKURT